Mevduat Blokajı

Mevduat Blokajı

Verilen kredinin bir koşulu olarak, kredi limitinin ve fiilen kullandırılan kredinin belirli bir oranının, gerekli en az mevduat olarak bankada tutulması işlemi. Bu şekilde bulundurulan mevduata da bloke mevduat denir. Mevduat blokajı iki şekilde yapılabilir:

(1) En az belirli bir mevduatın mutlak rakam olarak tutulması. Örneğin, verilen bir kredinin koşulu olarak belirlenmiş bir paranın, sözgelimi 100 milyon TL’nın bankada mevduat olarak tutulması ve bakiyenin bunun altına hiçbir zaman düşmemesi gibi.

(2) En az ortalama bir bakiyenin mevduat olarak tutulması. Bu durumda verilen bir kredinin koşulu olarak belirli bir dönem (ki, genellikle kredinin kullanma dönemi) boyunca, mutlak miktarı önceden belirlenmiş mevduat ortalama olarak bulundurulur. Bu durumda, mevduat bakiyesi için zorunlu bir en az bakiye yoktur. Örneğin, bazı günler bakiye sıfır bile olabilir. Bu yöntemde önemli olan, dönem ortalaması olarak belirli bir ortalama bakiyenin tutturulmasıdır.

Yukarıda belirtilen her iki dönemde de zorunlu olarak bulundurulması istenilen miktar, açılan kredi limitinin veya fiilen kredinin belirli bir oranı olarak saptanmaktadır. Bu oran, bankadan bankaya ve aynı bankada müşteriden müşteriye, kredinin miktarına ve riskine göre değişebilmektedir. Bu konuda derlenmiş istatistikler bulunmadığından, mevduat blokajının sayısal özelliklerini saptamak kolay değildir. Ancak, genel bir eğilim olarak zorunlu mevduatın, kredinin %10’u ile %30’u arasında değiştiği ifade edilebilir.

Mevduat blokajının, banka açısından iki işlevi vardır:

1) İlk işlev, bankanın kârlılığına yaptığı etkiden kaynaklanmakta ve kredilerin efektif (fiili) faizini oran olarak yükseltmektedir. Bu işlev, kamusal bir organ tarafından belirlenmiş faiz tavanları var ise, bunun aşılması sonucunu doğurmaktadır. Nitekim, ülkemizde faiz oranlarına ilişkin kararname ve tebliğlerde, durucu ve bloke mevduat bulundurmaya zorlayarak azami faiz oranları üzerinde faiz alınmasına yol açacak işlemlerde bulunulmaması yolunda hükümler yer almaktadır.

2) Mevduat blokajlarının ikinci işlevi, bankanın genel olarak aktiflerinin, özel olarak da kredilerinin riskini azaltmasıdır. Bloke olarak bulundurulan mevduat, bulundurulduğu oran ve tutarda, ilgili olduğu kredinin güvencesini teşkil etmektedir. Mevduat blokajlarının, bankalar üzerindeki olası bir etkisi de, bu şekilde bulundurulan zorunlu ve yapay mevduat kadar, bankanın mevduatını yüksek göstermesidir.

Mevduat blokajı, bankaların yanı sıra, kredi kullanan ve bloke mevduat bulunduran firmalar açısından da önemlidir. Mevduat blokajı, bankaların gelirlerini artırdığı ölçüde, kredi kullanan firmaların kredi maliyetlerini yükseltmekte ve bu firmalar tarafından üretilen mal ve hizmetlerin fiyatını etkilemektedir. Firmalar açısından diğer bir etki, mevduat blokajının firmaların para talebini artırmasıdır.

Konunun bir başka yönü, kamuya açıklamaya ilişkindir ve bu tür kullanımı kısıtlı paranın, ilgili şirketlerin mali tablolarında nasıl gösterileceğinin üzerinde durulması gerekir. ABD’de SEC, Accounting Series Release No: 148 (Amendments to Regulation S-X and Related Interpretations and Guidelines Regarding the Disclosure of Compensating Balances and Short-Term Borrowing Arrangements) ile, kısa vadeli banka borçları için tutulan bloke mevduatın “nakit ve nakit kalemler” arasında ayrı olarak, uzun vadeli borçlar için tutulanın ise, cari olmayan bir varlık olarak “yatırımlar” veya “diğer aktifler” içinde gösterilmesini öngörmüştür. Bir kredi anlaşmasına dayanmayan bloke mevduat ile gelecekteki bir kredi kolaylığı için tutulan mevduat, bilançonun dipnotlarında miktar ve süresi gösterilerek açıklanmalıdır.