Mevduat Bankaları
Temmuz 22nd, 2009Mevduat Bankaları
Vadesiz ve kısa vadeli mevduat toplayarak çeşitli şekillerde plase eden bankalardır. Bu bankalara daha çok ti cari bankalar adı verilmektedir. Mevduat bankalarının kaynaklarının büyük çoğunluğu mevduattır. Bunların kaynakları toplam kaynakları içerisinde %1-10 arasında bir yer tutar. Mevduat dışında Merkez Bankası kaynaklarından da yararlanırlar.
Mevduat bankaları, topladıkları mevduatı esas itibariyle ticari kredi olarak kullandırırlar. Bunların en önemli yanı, kaydi para mekanizması ile mevduat yaratmaları dır. Bunun yanı sıra kambiyo işlemleri yapmak, teminat mektubu, havale, ticari senetlerin tahsili, kasa kiralama, değerli belge ve madenlerin saklanması gibi her türlü bankacılık işlemleri yaparlar; sermaye ortaklıkları kurar ya da bunlara katılırlar. Çok amaçlı olmaları dolayısıyla mevduat bankalarına “universal bankalar” da denilmektedir. Bu çeşitli bankacılık faaliyetleri içerisinde mevduat bankalarının karakteristik özelliği, her türlü mevduatı kabul etmeleri ve kısa vadeli krediler vermeleridir.
Mevduat bankaları, nakit giriş ve çıkış dengesinin son derece hassas olduğu mali işletmelerdir. Bunların vadesiz ve kısa vadeli taahhütlerini anında karşılayabilmek için yeterince ihtiyat bulundurmaları ve kaynaklarıyla kullanım yerleri arasında bir vade dengesi gözetmeleri gerekir. Aksi takdirde, günlük mevduat ödemelerini gerçekleştirememeleri, kendilerine duyulan güveni kaybederek acze düşmeleri söz konusudur. Bu nedenle, mevduat bankalarının vadesiz ve kısa vadeli yabancı kaynaklarını orta ve uzun vadeli krediler şeklinde kullandırmalarının gerekip gerekmediği, teoride sürekli bir tartışma konusu olmuştur.
Önce Alman bankacılar tarafından ortaya atılan, fakat İngiliz ve özellikle Fransız bankacılığında geçerlik kazanan “bankacılığın altın kuralı” (Das goldene Bankregel), “bir bankanın, taahhütlerini yerine getirememe tehlikesiyle karşı karşıya kalmadan açabileceği krediler, miktar ve nitelik bakımından kendi yararlandığı kredilere eş düzeyde olmalıdır”, şeklindeydi. Bu ortodoks likitide kuralı, mevduat bankalarının kısa vadeli kredileri orta ve uzun vadeli yatırım kredisi olarak kullandırmalarına olanak vermemekteydi.
Alman bankacıları zamanla ağırlık kazanan bir başka görüşten yanaydılar. Vadelerin uzatılması görevi (Transformationsaufgabe) olarak adlandırılan bu düşünce tarzı, mevduat bankalarında tüm mevduatın bir anda çekilmesinin normal dönemlerde söz konusu olmadığı, dolayısıyla vadesiz ve kısa vadeli mevduatın sanayiin orta ve uzun vadeli finansmanında kullanılabileceği, bankacılık sisteminin de vadesiz ve kısa vadeli mevduatın vadesini bu anlamda uzatılması görevini üstlenmesi gerektiği şeklindeydi. Bu görüş, önemli bunalımlarda devletin bankaları zaten desteklemek zorunda kalacağı noktasından hareket ediyordu.
Vadelerin uzatılması görevi olarak adlandırılan tez, bu ilkeye göre faaliyet gösteren pek çok bankanın gişelerini kapaması sonucu yetersiz kaldığından, bugün hemen hemen her ülkede, mevduat bankalarının varlıklarını sürdürebilmeleri için özkaynakları, aktif ve pasifleri arasında dengeler gözeten birçok rasyo yasal olarak aranmakta, bu bankalar varlıklarını kamu denetimi altında sürdürmektedirler