Banka İhtiyatları

Haziran 22nd, 2009

Banka İhtiyatları

Bankaların yükümlülüklerini zamanında yerine getirebilmeleri için ellerinde bulundurdukları para mevcuduna ve süratle paraya çevrilebilir varlıklara (değerlere) “banka ihtiyatları” ya da “banka rezervleri” denilmektedir.

Banka ihtiyatları birinci (ilk) derece ihtiyatlar ve ikinci derece ihtiyatlar olarak ayrıma tâbi tutulmaktadır.

Bankaların birinci derece (ya da ilk) ihtiyatlarını kasa mevcudu, merkez bankasındaki serbest tevdiatları ve muhasebelerindeki vadesiz alacakları oluşturur. Genellikle bir gelir sağlamayan para ve para benzerlerinden oluşan ilk ihtiyatlar, bankalarca derhal kullanılabilir.

İkinci derece ihtiyatları ise, değer kaybına uğrama dan süratle paraya çevrilebilen, likiditesi yüksek gelir sağlayan iktisadi varlıklar oluşturur. Serbest portföydeki devlet tahvilleri, hazine plasman bonoları, özel kesimin çıkarmış olduğu fiyatları istikrarlı ve kolaylıkla paraya çevrilebilir (tahvil, pay senedi, bono gibi) finansal varlıklar, diğer bir bankaca kabul edilmiş poliçeler, ikinci derece rezervlerdendir.

Yasal bir gereği yerine getirmek için alınmış olan devlet tahvilleri ve hazine bonoları, ikinci derece ihtiyatlara dahil edilmemektedir.

Çok kısa süreli ya da vadesiz ödünçlerin (kredilerin), özellikle sermaye piyasasının gelişmiş olduğu ülkelerde mali aracılara verilen kredilerin (call loan), banka portföyünde bulunan, merkez bankasınca reeskont veya avansa kabul edilebilecek ticari senetlerin (reeskontal senetlerin), merkez bankasında tutulan mevduat karşılıklarının ya da kanuni mevduat karşılıklarının yatırıldığı iktisadi varlıkların ikinci derece ihtiyat sayılması konusunda görüler ve ülkeler arası uygulamalar farklıdır.

İkinci derece ihtiyatların işlevi, ilk ihtiyatların bankanın yükümlülüklerini karşılama konusunda yetersiz kalması halinde, paraya çevrilecek ilk ihtiyatları pekiştirmek ve bankaya gelir sağlamaktır.

Yükümlülüklerine karşı tüm ihtiyatlarını para ve para benzerleri şeklinde tutmaları halinde gelir kaybına uğrayacaklarından, bankalar ihtiyatlarının bir bölümünü süratle ve değer kaybına uğramadan paraya çevirebilecekleri iktisadi varlıklara plase etmekte ve bu varlıklar da ikinci derece ihtiyatları oluşturmaktadır.

Bir bankanın ihtiyatlarının yeterliliği, birinci ve ikinci derece ihtiyatlarının, ayrı ayrı, ve toplam olarak, bankanın süresiz ve kısa süreli yükümlülüklerine oranlanması yoluyla ölçülmektedir.

Bankanın paraya çevrilme olanağı yüksek iştirakleri de, beklenmeyen risklere, öngörülemeyen zor durumlara karşı bir ihtiyat işlevi görmektedir.

Banka Havalesi

Haziran 22nd, 2009

Banka Havalesi

Bir kimsenin bir banka aracılığı ile diğer bir kimseye para göndermesi.

Havale ile ilgili kanuni hükümler Borçlar Kanunu’nun 457-462. maddelerinde düzenlenmiştir. Havaleye bankalar veya posta idareleri tavassut edebilir. Birinci şekilde yapılan havalelere “banka havalesi”, posta idareleri aracılığıyla yapılan havalelerde de “posta havalesi” denilir.

Havale amiri verdiği havaleyi, lehtara ödenmeden önce her safhada iptal ettirmek hakkına sahiptir. Eğer banka havaleyi lehtarına ihbar etmemiş durumda ise havale tutarı amire iade olunur. Eğer havale lehtarına ihbar edilmiş ise havalenin iptali için lehtarın da rızası gerekir.

Bankalar havale işlemlerinde havale yaptıranlardan kredili müşterileri ise 2279 sayılı Ödünç Para Verme İşleri Kanunu uyarınca tanzim olunan tarifeye göre, kredili müşteri değilse kendilerinin belirleyeceği bir oranda “havale komisyonu” tahsil ederler. Tatbikatta, bankalar havaleyi ödemiş olmakla doğabilecek hukuki ihtilaflarda taraf olmamak için şartlı havale kabul etmemek eğilimindedir.

Banka Çeşitleri

Haziran 22nd, 2009

Banka Çeşitleri

Günümüzde hızla değişen ekonomik ve teknolojik koşullar, bankacılıkta farklı faaliyet alanlarının doğmasına neden olmuştur. Böylece bankalar örgütlenmenin yasal niteliğine, mülkiyet yapılarına, şube sayılarına ve ekonomik fonksiyonlarının özelliklerine göre çeşitli sınıflara ayrılmıştır.

Gördükleri ekonomik hizmetin özelliklerine göre bankalar aşağıdaki gibi sınıflandırılabilirler: Merkez bankaları: Sermayelerinin tümü ya da büyük bir kısmı devlete ait olan merkez bankalarının fonksiyonları şunlardır:

• Ülkedeki para, kredi ve döviz politikasını oluşturmak, yürütmek ve denetlemek,
• Ülkedeki para arzını kontrol etmek,
• Emisyon yetkisine sahip olmak,
• Devlet adına bankacılık sistemini denetlemek,
• Devleti doğrudan, özel sektörü ise dolaylı yoldan finanse etmek,
• Bankaların açtıkları kredi hacmini, reeskont haddini, mevduat karşılığı nispetinin tespitini, kredi ve açık piyasa işlemleri ile kontrol etmek, kredi dağılımını ise çeşitli tedbirlerle etkilemek,
• Altın ve döviz alımı yapmak, vb.

Ticaret ve mevduat bankaları: 20.yy’da önemli gelişme sağlamış olan ticaret ve mevduat bankalarının sermayeleri genellikle azdır. Fonlarının esas kaynağı mevduat olan bu bankalar, kısa vadeli ticari ve sanayi kredi vererek sanayii finanse ederler. Ticaret ve mevduat bankalarının fonksiyonları şunlardır:

• Hesaptan hesaba devir yaparak kaydi para üretmek,
• Ticari ve diğer alanlara kredi vermek,
• Kambiyo işlemleri yapmak,
• Kasa kiralamak,
• Tahvil ve hisse senedi emisyonuna aracılık etmek,
• Kefalet mektubu ve kabul kredisi vermek,
• Diğer bankacılık işlemlerini yapmak.

Yatırım bankaları : Devlet kuruluşları ve özel şirketlerin uzun vadeli yatırım kredisi ihtiyacını hisse senedi ve tahvil ihraç etmek yoluyla karşılayan mali kurumlardır. Tasarruf sahipleri ile kamu teşebbüsleri ve özel teşebbüsler arasında aracı rolü oynayarak menkul kıymetlerin ihracını başlatmakta, bunları garanti vermekte ve bunların dolanımını sağlayarak sanayinin finansmanına yardımcı olmaktadırlar.

Yatırım bankalarının fonksiyonları şunlardır:

• Tasarruf sahipleriyle menkul kıymetler ihracı yoluyla uzun vadeli kaynak sağlamak isteyen kamu ve özel sektör kuruluşları arasında aracılık yapmak,
• Sermaye piyasasının gelişimine katkıda bulunmak,
• Menkul kıymetlerin geniş halk kitlelerine dağılımını kolaylaştırmak,
• Ekonomide varolan servetlerin mülkiyetinin transferini sağlamak,
• Menkul kıymet ihracı yoluyla sermaye piyasasından fon talep etmek ve tasarruflarını menkul kıymetlere yatırarak sermaye piyasasına fon arzetmek isteyenlere danışmanlık yapmak.

Büyük sermayeleri olan ve klasik bankacılık işlemleri ile uğraşmayan yatırım bankaları, tasarruf sahipleri ve tasarruf kurumlarıyla uzun vadeli yatırım sermayesi talep eden firmalar ve hükümet arasında aracı durumdadırlar. Yatırım bankacılığının gelişmekte olan ekonomilerdeki yansıması ise kalkınma bankacılığıdır.

Kalkınma Bankaları: İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra gelişen tasarrufların kalkınma projelerine transfer edilmesi amacıyla kurulmaya başlanmıştır. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde yatırım sermayesinin eksikliğini gidererek sanayiin gelişmesini hızlandırmak için bu bankalar aşağıdaki faaliyetlerde bulunurlar:

• Sanayi sektörüne uzun vadeli fon sağlamak,
•İç kaynakları harekete geçirerek sanayi sektörüne kanalize etmek,
• Sermaye piyasasının gelişmesine yardımcı olmak,
• Teşebbüs sahiplerine teknik yardımda bulunmak,
• Kârlı ve rasyonel yatırım alanları bulmak için araştırma yapmak,
• Yeni yatırım alanlarına öncülük etmek,
• Dış ülkelerden ve uluslararası finansman kurumlarından sağlanacak kredi, döviz ve teknik yardımı sanayie kanalize etmek..

Kalkınma bankaları bu fonksiyonlarını devlet bankalarından ya da merkez bankasından sağlanan kaynaklardan, kamu ve özel tasarruflardan, öz kaynak, dış kredi gibi kaynaklardan fon sağlayarak gerçekleştirir.

İş bankaları: Bu tür bankalar, gelişmiş ülkelerin sanayileşmesinde ve sermayelerinin oluşmasında önemli bir yere sahiptir. 19.yy’ın ilk yıllarında tasarruf fonlarını sanayie kanalize ederek endüstrinin gereksinimlerini karşılamak üzere, kurulmaya başlanmıştır.

İş bankaları, İngiltere ve kısmen ABD’de ihtisas bankaları olarak görev yaparlar. Büyük öz sermayeye sahip olan bu bankalar vadesiz mevduat kabul etmezler. İştirak ettikleri kuruluşların yönetim ve denetiminde etkindirler. Bununla birlikte, günümüzde, bazı iş bankaları ticari banka fonksiyonu da görmekte ve vadesiz mevduat kabul etmektedirler.

Bu bankaların fonksiyonları şunlardır:

• Kendilerine yapılan iştirak ve yeni yatırım teliflerini incelemek,
• Ulusal tasarrufları harekete geçirerek büyük işletmelerin kurulmasını sağlamak ve ulusal sanayinin gelişmesine katkıda bulunmak,
• Yeni kurulan işletmelerin hisse senetlerini alarak onlara uzun vadeli kredi sağlamak.
• Kendi tahvillerini ve iştiraklerine ait tahvilleri piyasaya arz etmek.

Ziraat Bankaları: Genellikle devlet tarafından kurulan bu bankalar tarım kesimini kısa, orta ve uzun vadeli kredilerle finanse ederler. Ekonominin tarım gelirlerini artırmak için, kredileri, düşük faizle ya kendileri dağıtırlar ya da kooperatifler aracılığı ile üreticinin eline geçmesini sağlarlar.

Mevduat kabul ederler ve ülkenin her tarafında şubeleri vardır.

Maden Bankaları: Ülkedeki doğal kaynakların araştırılması ve işletilmesi için maden sektörüne kredi sağlarlar. Gelişmiş ülkelerin aksine, gelişmekte olan ülkelerde devlet bankaları şeklindedirler. Maden bankaları bu ülkelerde büyük miktarda ve uzun vadeli kredi sağlayarak yeni işletmeler kurar ve kurulmuş olanları destekler.

Emlâk Bankaları: Ülkedeki konut ihtiyacının karşılanması için genel olarak şu faaliyetlerde bulunurlar:

• Uzun vadeli ipotek karşılığı düşük faizli konut kredisi açmak.
• Uzun vadeli tahvil ihraç etmek ve vadeli mevduat kabul ederek fon sağlamak,
• Konut kooperatiflerinin kurulmasını desteklemek ve konut yapıp satmak.

Faaliyetleri büyük ölçekli sermayeyi gerektirdiğinden, emlâk bankaları genellikle devlet eliyle ve özel yasalarla kurulur.

Halk Bankaları: Küçük işletme sahiplerini ve sanatkârları korumak amacıyla devlet tarafından kurulurlar. Esnaf ve sanatkâr kooperatiflerinin kurulmasını destekleyerek kredilerini bu kooperatifler aracılığı ile dağıtırlar.