Türkiye Cumhuriyeti Devleti mevzuatına göre, iki ya da çok taraflı uluslararası anlaşmalara konu olan yabancı sermaye dışında, Türkiye’ye dışardan sermaye ithali üç yoldan gerçekleşebilir: 1) 6224 sayılı Yabancı Sermaye Teşvik Kanunu’na göre, 2) 6326 sayılı Petrol Kanunu’na göre, 3) Türk Parasının Kıymetini Koruma mevzuatına göre.
Türk Parasının Kıymetini Koruma mevzuatına göre yabancı sermaye getirilmesi, 17 sayılı karara ilişkin Sermaye Hareketleri Tebliği’nin (Seri V, No.3) 4. Bölümünde düzenlenmiştir. Bu yoldan gelecek yabancı sermaye ile yapılacak ortak yatırımlar için Türkiye’den kullanılabilecek krediler bazı esaslara bağlanmıştır.
Anılan tebliğin “Türkiye’den Kredi Temini” başlıklı 20. maddesinde bu esaslar şöyle belirtilmiştir: “Madde 20- Hariçte mukim gerçek ve tüzel kişilerin gelir veya kurumlar vergisi kanunlarına göre hesaplanan öz sermayenin %50’den fazlasına sahip bulundukları teşebbüslerde, işe başlama veya iştirak tarihinden itibaren her takvim yılı içinde alabilecekleri kredilerin yükünü, mezkûr vergi kanunlarına göre hesaplanan takvim yılı başındaki (işe başlama veya iştirak halinde bu tarihteki) öz sermaye miktarının (dağıtılmayan kârlar öz sermayeye dahil edilmez), 1) Maden nakliyat, turizm ve imalat işlerinde uğraşanlarda %50’sinden, 2) Sair ticari işlerle iştigal edenlerde %75’inden, (asgari nispetten fazla kredi almak isteyenler için müracaat üzerine mal cinsleri dikkate alınarak nisbet tayin edilir) fazla olamaz.
Sermayeleri hisse senetlerine bölünmüş bulunan ve 23’üncü maddenin son fıkrasındaki istisna hükmünden istifade eden şirketlerde dağıtılmayan kâr yekûnu, kullanılmış kredi addolunur.
Yukarıdaki fıkralarda belli edilen nispetlerden fazla krediye ihtiyacı olduğunu tevsik edenler hakkında, ilgili bakanlıkların mütalaası alınmak suretiyle, yeni nispetler tespitine zaruret görüldüğü ahvalde, bu nispetler Resmi Gazete ile ilan edilir ve benzeri teşebbüslere de uygulanır.
Münhasıran Türkiye’deki işlerinin gerektirdiği işletme akçesini döviz olarak getirmek zorunda bulunan ve Türkiye için tahsis edilmiş bir sermayesi olmayan ve hariçte mukim gerçek kişilerle Türkiye’de büro, acenta ve temsilcileri vasıtasıyla faaliyette bulunan hariçte mukim tüzelkişilerin Türkiye’den alabilecekleri kredi miktarı Maliye Bakanlığı’nca, müracaat üzerine tespit edilir ve tayin edilecek tavanlar 21’inci maddede yazılı kredi cüzdanlarına dercedilir. Bankalar bu fıkraya göre kredi vermek için muteber bir bankanın kontrgarantisini istemek zorundadır. Görünmeyen muamelelerden dolayı getirilmesi mecburi dövizler hakkındaki hükümler mahfuzdur. Maliye Bakanlığı’nca tasdik edilen mukavelelerde avans ve kredi limitleri ve şartlarının tayin edilmiş olduğu ahvalde, mukavele hükümleri uygulanır.
Yukarıdaki madde hükmü ile Türkiye’den alabilecekleri kredinin limit ve esasları belirtilmiş olan kuruluşlar için aynı tebliğin 21. maddesi ile “Kredi Cüzdanı” alma yükümlülüğü getirilmiştir. 21. madde metni aynen şöyledir: “Madde 21- Türkiye’den alabilecekleri kredi nispetleri 20’nci maddede tespit edilmiş olan teşebbüsler, ilgili Merkez Bankası şubelerine müracaatla tebliğe ilişkin 1 numaralı ekteki örneğe uygun “Kredi Cüzdanı” almaya ve kredi müesseseleri de bu gibi teşebbüslere kredi açarken kredi cüzdanlarını aramaya ve verdikleri kredi miktarını kredi cüzdanlarının mahsus hanelerine kaydetmeye mecburdurlar.” Tebliğ ekinde yer alan “Kredi Cüzdanı” üç sayfadan oluşmaktadır. Birinci sayfada cüzdan sahibi ile ilgili bilgiler, birbirini tamamlayan ikinci ve üçüncü sayfalarda da kredi kullanımına ait bilgiler gösterilecektir.
Kredi cüzdanının birinci sayfası, cüzdanı veren T.C. Merkez Bankası şubesince doldurulur. İkinci sayfanın üst kısmında yer alan bilgileri ise cüzdan sahibi kendisi doğru olarak dolduracaktır. Kredi cüzdanı ile işlem yapan bankaların, kendilerine verilen bilanço üzerinden öz sermayenin doğru hesaplanıp hesaplanmadığını kontrol etmeleri gerekir. Bankalar, ayrıca, kredi kullanmak isteyen kuruluşun iştigal konusunu Odalar Birliği’nden alınacak bir belge ile araştırmak ve uygulanacak oranın doğruluğunu belirlemek durumundadırlar.
Bu iki hususta yapılan incelemeden sonra, öz sermaye ile talep sahibinin iştigal konusuna göre, sözü geçen 20. maddede gösterilen oranların uygulanmasıyla kredi limiti elde edilecektir. “Kullanılan kredi limiti” kısmına da, talep sahibinin takvim yılı başında bankalardaki kredi riski toplamı kaydedilecektir. Tebliğ’de kredinin türü bakımından bir belirleme bulunmadığından, nakdi ve gayri nakdi tüm kredi risklerinin birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.
Kredi limiti, sözü geçen 20. maddenin 4. paragrafında ifade edildiği şekilde Maliye Bakanlığı’nca belirlenirse, “Kredi Cüzdanı”nın 2. sayfasına bu limit yazılacaktır. Bankanın açabileceği kredi tutarı, “kredi limiti”nden “kullanılan kredi limiti”nin çıkarılmasıyla elde edilen kullanılabilir kredi limiti çerçevesinde olacaktır. Bankanı-bu limit içinde olmak kaydıyla- vereceği kredi tutarı, kredinin vadesi ve verildiği tarih, ilgili sütunlara yazılacaktır.
Yıl içinde ödenen krediler nedeniyle boşalan kredi limiti kadar yeni kredi kullanılması mümkündür. Banka, kredi vermeden önce, limitin uygun hale geldiğinden emin olmak için bu hususun kanıtlanmasını talep sahibinden istemelidir.
Kredi limitinin gerçeğe uygun olarak izlenmesinden, öncelikle kredi cüzdanı sahibi sorumludur. Ancak, bankaların da, inceleme sonucunda gerçeğe aykırılığını saptayabileceği hususlarda ihmalleri varsa, sorumlu olmaları doğaldır.
Kredi cüzdanı bir takvim yılı için geçerli olup, cüzdanın her yıl yenilenmesi gerekir. Bir kredi cüzdanı ile, -limitler içerisinde kalmak kaydıyla- birden fazla bankadan kredi alınabilir.