Haziran 24th, 2009 — Bankacılık Sözlüğü
->
Sahipleri tarafından serbestçe kullanılması belirli koşulların gerçekleşmesine değin durdurulmuş olan esham ve tahvilata denir.
Bir bankanın esham ve tahvilat servisinde bloke olarak duran menkul değerler bazen, bankanın diğer servisleri emrine bloke edilir. Bu menkul değerler bankaca verilen teminat mektubuna da açılan herhangi bir krediye güvence olarak rehnedilmiştir.
Bunlar bazen Ticaret Bakanlığı emrine de bloke edilir. Menkul değerler, çoğu kez sigorta şirketlerinin sigorta sahiplerine karşı yükümlülüklerine yerine getirmelerini sağlamak üzere, sigorta şirketlerinin teftiş ve murakebesi hakkındaki kanuna göre hükümete vermek zorunda oldukları kefalet akçeleriyle satın alınmıştır. Bunlar için ayrıca taahhütname alınmasına gerek yoktur. Giriş makbuzlarının bir nüshasının bakanlığa yollanmasıyla yetinilir.
Anonim şirketler yönetim kurullarına seçilen üyelerin şirket işlerinde gereken dikkati göstermelerini sağlamak üzere Ticaret Kanunu gereğince şirkete (banka yönetim kurulu üyelerinin de Bankalar Kanunu gereğince Merkez Bankası’na) teminat olarak yatırmak zorunluluğunda oldukları şirket hisse senetleri de bloke edilir.
Bunlar, üyelerin genel kurul tarafından ibra edilmelerine değin geri alınamaz, devir ve rehin edilemez.
Haziran 24th, 2009 — Bankacılık Sözlüğü
Hesap kesim dönemlerinde cari hesabın işleyişini ve bakiyesini göstermek üzere bankanın gönderdiği ekstreye hesap sahibi müşterinin mutabık olduğunu bildirdiği belge (tasvip, mutabakat, uygunluk belgesi). Pula tâbi değildir. Hesap sahibi 1 ay içinde itiraz etmezse bakiyeyi kabul etmiş sayılır.
Biyentruve’yi göndermiş olmanın, hesaba geçen kalemlerin hukuken geçerli olmasıyla bir ilgisi yoktur.
Herhangi bir yanlış ve unutma, biyentruve gönderilmiş olsa dahi, cari hesap açık olduğu takdirde her zaman, hesap tamamen kapanmış ise, beş yıllık zaman aşımı süresi içinde iddia ve dava olunabilir.
Haziran 24th, 2009 — Bankacılık Sözlüğü
İngiltere’de 1763’den sonra konjonktür dalgalanmaları devri bir karakter arz etmeye başlamıştı. Refah dönemlerini izleyen para darlığı, krizlere yol açmaktaydı. Krizler iş hacminin daralmasına sebep olmakta, iflaslar birbirini izlemekte, üretim yavaşlamakta ve bankalar kredi taleplerini karşılayamamaktaydılar. Currency Principle’e bağlı olan İngiltere Bankası’nın yeni emisyonla likidite hacmini arttırmaması ve bankaları desteklememesi krizleri şiddetlendirmekteydi. Piyasa çevrelerinde merkez bankalarının fonksiyonları ve sorumlulukları tartışılmaktaydı.
Currency Principle’i eleştirenlerin tezine Banking Principle deniliyordu. Banking Principle’in başlıca temsilcisi, Thomas Tooke idi.
Thomas Tooke, Klasik Ekol çağının İngiliz iktisatçılarındandır. 1774-1858 yıllarında yaşamıştır. İş hayatından yetişmiştir. Fiyat hareketlerinin tarihi hakkında derin incelemeler yapmıştır. Başlangıçta altın standardına ve Miktar Teorisi’ne karşı değildi. Ancak para arzındaki değişmenin fiyatları yükseltebileceğini, fiyat yükselişlerinden sonra piyasayı dengeye getirmek için emisyon miktarını yeniden artırmak gerektiğini savunuyordu.
Modern terminoloji ile ifade etmek gerekirse, Miktar Teorisi’nin yalnız moneter talep enflasyonu üzerinde durmasını bir eksiklik sayıyordu. Fiyatların para miktarına bağlı olmaksızın da yükselebileceğini ileri sürüyordu.
Maliyetlere bağlı enflasyonlar olabileceğini ve maliyet enflasyonlarının iş hacmini daraltıcı etkisini likiditeyi ferahlatarak gidermek gerektiğini düşünmekteydi.
Thomas Tooke’un görüşleri 1819-1847 arasında Ricardo’nun görüş sisteminden giderek uzaklaşmışlardır.
“Kaydi Para” miktarının, piyasa talebine paralel olarak değiştiğini, dolayısıyla bunun fiyatları tahrik etmeyeceğini ileri sürmüştür. Para hacminin altın rezervlerine değil, iktisadi faaliyete göre dalgalanması gerektiğini savunmuştur.
Merkez bankalarının izledikleri politika ile fiyat hareketlerine yön verebilmek gücüne sahip olmadıklarını söylemiştir.
Thomas Tooke’un Banking Principle hakkındaki görüşleri şöyle özetlenebilir: “Bankaların görevi, piyasanın talep ettiği satın alma gücünü sağlamaktır. Altın standardında, emisyon miktarı değerli metal rezervlerine göre ayarlanmaktadır.
Emisyonun altın stoku ile sınırlanması, zaman zaman para darlığı çekilmesine zemin hazırlamaktadır. Oysa banknot emisyonunun gerçek hedefi, ellerindeki ticaret mallarına ya da üretim araçlarına dayanarak para talep edenlerin gereksinimini karşılamak, olmalıdır. Piyasanın likidite talebine göre ayarlanan emisyon, altın kuvertür olsa da olmasa da, aynı işlevi görür.”