Merkez Bankaları

Temmuz 22nd, 2009

Merkez Bankaları

Devlet adına para üreten, para ve kambiyo politikalarını belirleyen ve yürüten bankalardır. Bu bankalar, “emisyon bankası” ya da “bankaların bankası ”olarak da adlandırılır. Daha çok merkez bankası adıyla anılmalarının nedeni, para ve bankacılık işlerinde diğer bankaların merkezini oluşturmalarından, onları bir merkezden yönlendirmelerinden ileri gelir. Merkez bankalarının sahip olduğu bu yetkiler, devletin hükümranlık haklarındandır. Bu nedenle, merkez bankalarının, mülkiyet yapısı ne olursa olsun, yetkileri hangi ölçülerde bulunursa bulunsun, görev konularında son irade, devleti yönetenlerdedir.

Merkez bankaları ekonomik gelişmeye bağlı olarak ortaya çıkmışlardır. Bilinen anlamda merkez bankalarının doğuşu ve gelişmesi, bankacılığın gelişmesinden sonradır ve aşağı yukarı geçen yüzyıla rastlamaktadır. Merkez bankalarının gelişimi, metal para sisteminin önemini yitirmesi ve bankaların para yaratma işlevlerinin ön plana çıkması ile paralel olmuştur. Bu tür bankaların ilk örnekleri, banknot basan ve saklayan özel kuruluşlar idi. Bunların, modern merkez bankacılığı kimlik ve araçlarına sahip olmaları, metal para sistemlerinin ve banknotların altına konvertibilitesi zorunluluğunun ortadan kalkmasıyla olmuştur.

Bugün merkez bankalarının belli başlı görev ve işlevleri şöyle sıralanabilir: 1- Devlet adına banknot çıkarmak (emisyon), 2- Devletin hazinedarlığını yapmak, 3- Banka sisteminin rezervlerini tutmak, 4- Reeskont ve avans işlemleri yapmak suretiyle kredi açmak, 5- Banka sisteminin rezervlerini, reeskont ve avans suretiyle açtıkları kredileri artırıp azaltmak, hisse senedi ve tahvil alıp satmak, yani açık piyasa işlemleri yapmak suretiyle banka sisteminin ve ekonominin likiditesini kontrol etmek ve ayarlamak, 6- Banka kedilerini nicelik ve nitelik yönünden kontrol etmek, 7- Kambiyo sınırlaması getirilmişse, ülkenin döviz rezervlerini tutmak ve yabancı ülkelere döviz üzerinden işlemleri yürütmek, kontrol etmek, 8- Devletin ekonomik ve mali konularda danışmanlığını yapmak, 9- Bankalar arasında takas ve mahsup işlemlerini takas odaları aracılığıyla yürütmek, 10- Banka sistemini denetlemek.

Bu görevler, ekonomik gelişmişliğe ve sosyal yapıya göre ülkeden ülkeye farklılıklar göstermekte, zengin ve serbest piyasa düzenine sahip ülkelerde azalarak büyük ölçüde piyasada para hacmini ve banka sistemini denetlemekle kalırken, az gelişmiş ülkelerde merkez bankaları çok daha geniş işlevler üstlenmekte ve bu işlevler kaynakların ülke kalkınmasının gereklerine göre yönlendirilmesi şeklinde genişlemektedir.

Başlangıçta devlet bankası şeklinde kurulan merkez bankalarının sayısı çok sınırlıydı. Genellikle bir ticaret bankasına banknot ihraç yetkisi verilmesi şeklindeki tarihsel gelişim, merkez bankalarının çoğunun özel sermayeli olmasının bir nedeni idi. Ancak Birinci ve İkinci Dünya savaşlarının deneyimleri ve hükümetlerin bu bankalara duyduğu ihtiyaç, 1936’lardan itibaren kimi merkez bankalarının devletleştirilmesine, kurulanların da devlet bankası olarak kurulmasına yol açtı. Nitekim bu tarihten sonra Danimarka, Kanada, Yeni Zelanda, İngiltere, Fransa, Hollanda, Norveç merkez bankaları devletleştirildi; yeni kurulan İrlanda, Afganistan, Seylan, Irak, İsrail merkez bankaları da devlet bankası olarak kuruldu.

Merkez bankaları, genellikle düşük sermaye ile çalışan kuruluşlardır. Bunlar, idare binası, şube binaları ve demirbaşlar gibi sınırlı varlıkları için sermayeye gerek duyarlar. Merkez bankası görevleri sermayeyi gerektirmez. Esasen bu bankaların kârları da ticari bir faaliyet sonucu elde edilmeyen, ekonominin düzenlenmesiyle ilgili kararlardan doğan kârlardır. Bu nedenle devletler merkez bankalarında ne kadar pay sahibi olurlarla olsunlar, kârın bir kısmını mutlaka alırlar. Nitekim Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nda, sermayenin tamamı Hazineye ait olmadığı halde, ortaklara en fazla %12 oranında kâr dağıtılmakta, kalanı Hazine’ye verilmektedir.

Merkez bankalarının bağımsız olması öteden beri tartışma konusudur. Bu görüşe göre, merkez bankaları, mali ve siyasi otoritelerden apayrı bir hukuki bünye içerisinde düzenlenmeli ve özerk hareket edebilmelidir. Aksi halde hükümetler merkez bankalarını piyasaya karşılıksız para çıkarmaya zorlayacaklar, enflasyona yol açacaklar, bunların sonucu olarak da halkın ve kurumların bu bankalara güveni sarsılacaktır.

Kamu Bankası

Temmuz 22nd, 2009

Kamu Bankası

“Kamu” deyiminin sınırları kesin olarak belli değildir. Bu nedenle, günlük hayatta kullanılan kamu bankası deyiminin yasal çerçevesini çizmek zordur. Ancak, kamu sözcüğü ile eski dilde “amme”nin kastedildiği noktasından hareket edilirse, bu ifade ile belli kişi ya da grupların hakimiyetinde bulunmayan ve kamu sektörü içerisinde yer alan bankaların kastolunduğu anlaşılır.

Mevzuatta devlet bankasının da bir tanımı bulunmamakla birlikte, genel ve katma bütçeli kuruluşlar devlet olarak nitelendirildiğinden, sermaye ve idaresi bunlara ait olan bankalar devlet bankası sayılmaktadır. Kamu bankası deyimi devlet bankası deyiminden daha geniştir.

Çünkü, bu ifade, devlet bankaları ile birlikte sermaye ve yönetimine, yerel yönetimlerin, kamu yararına çalışan kurum, kuruluş ve derneklerin sahip olduğu bankaları da kapsamaktadır.

Ülkemizde 1996 yılı itibariyle etkinlik gösteren kamu sermayeli ticaret, kalkınma ve yatırım bankaları şunlardır. (T.C. Merkez Bankası dışında):

1) (Ticaret bankaları)

• Etibank Bankacılık A.O.
• Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası
• Türkiye Emlak Bankası A.Ş.
• Türkiye Halk Bankası A.Ş.
• Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O.

2) (Kalkınma ve yatırım bankaları)

• İller Bankası
• Türkiye İhracat Kredi Bankası A.Ş.
• Türkiye Kalkınma Bankası A.Ş.

Bu bankalardan Vakıflar Bankası’nın sermayesine mazbut ve mülhak vakıflar, İller Bankası’nın sermayesine ise yerel yönetimler egemendir. Diğer bankalar aynı zamanda devlet bankasıdır. İki banka, şirket statüsünde olmayan kamu iktisadi kuruluşudur (Türkiye Kalkınma Bankası; T.C. Ziraat Bankası).

Beş banka anonim ortaklık statüsünde kamu iktisadi kuruluşudur (Türkiye Emlak Bankası A.Ş., Türkiye Halk Bankası A.Ş., Etibank A.O., Türkiye İhracat Kredi Bankası A.Ş., Türkiye Kalkınma Bankası A.Ş.). T.C. Merkez Bankası, sermayesinin yarıdan çoğuna Hazine’nin sahip olduğu özel statülü bir bankadır.

Virman

Temmuz 20th, 2009

Virman

Fransızca kökenli bir kelimedir. Bir banka hesabındaki fonların, bir başka hesaba aktarılması anlamını taşır. Bir bankacılık ve işletmecilik terimidir.

Türkçe’de, hesabı bulunan kişilerce bankalara verilen ödeme emirleri anlamında da kullanılır. Bu durumda virman, bir işletme veya kişinin bankadaki hesabından belli bir miktarı, bir başka hesaba aktarması için bankaya verdiği emirdir.