->
Blokaj
Bankacılık terimi olarak, bir varlığın yetkili otoritelerin izni olmasızın sahibi tarafından kullanılamaması demektir.
Bloke bir varlık üzerindeki blokajın kaldırılması, yani yetkili otoritelerin izniyle kullanılabilir, dışarı transfer edilebilir duruma getirilmesi deblokaj terimiyle ifade edilir.
Blokaj ve deblokaj işlemlerinin esası, ikametgâhları yurt dışında olan bir kısım gerçek ve tüzel kişilerin belirli bazı kaynaklardan elde ettikleri fonları Merkez Bankası’nda, menkul kıymetleri de diledikleri bir bankada bloke ettirmeleri ve bloke paraların kolaylıkla dışsatımı yapılamayan bir kısım yerli ürünlerin satış bedellerinden ve diğer belirli kaynaklardan doğan dövizlerle dışa transfer edilebilmesidir.
Blokaj işlemlerinde uygulanacak esaslar “Türk Parası Kıymetini Koruma” hakkındaki 32 sayılı karara (7.8.1989 tarih ve 89/14391 sayılı) ilişkin tebliğlerde yer almıştır.
Birinci Derecede Likidite
“Likidite”, iktisadi ve mali kuruluşların her türlü parasal angajman ve borçlarını yerine getirirken yararlandıkları fonları, parasal olanakları ifade eder. Bir varlığın paraya çevrilebilme olanaklarını ifade eden likidite kavramı üç unsura bağlıdır: a) Satıştan doğan sermaye kaybı, b) Satışın gerçekleşmesi için gerekli zaman, c) Satış masraflarının önemi. Birini derecede likit olan varlıklar, paraya çevrilirken sermaye kaybına uğramayan, paraya çevrilmesi zamana ve masrafa ihtiyaç göstermeyen varlıklardır.
İktisadi ve mali kuruluşlar içinde likidite kavramı en çok ticaret (mevduat) bankalarını ilgilendiren bir konudur.
Çünkü bu bankalar, temel fonksiyonları olan mevduat toplama ve kredi dağıtma işini yabancı kaynaklardan yararlanarak yerine getirirler. Yabancı kaynak, bankaya vadesiz ya da vadeli olarak yatırılır. Yabancı kaynakların geri istenme durumuna “ exigibilité ” denir.
Normal zamanlarda çekilişler, yatırılanlarla karşılanır. Buna karşılık krizli zamanlarda kitlesel çekilişler olur.
Eğer banka bunları karşılayamazsa sarsılır, yıkılır. Bu nedenle bankaların en büyük dikkat ve özenleri, bu istemleri en ufak sekteye, gecikmeye uğratmadan, derhal yerine getirebilme olanakları üzerinde toplanır.
Bu olanaklar içinde bankanın kendi kasalarındaki paraları ve Merkez Bankası’ndaki alacak hesabı bakiyesi birinci derecede likiditeyi oluşturur. Banka bunları derhal, anında kullanabilir. Bu likidite kavramı, disponibilite ile eşanlamdadır.
Merkez Bankası nezdinde teminatı tesis olunmuş (örneğin senetleri ya da belgeleri teminata verilmiş), fakat o hesaptan para çekilmemiş ya da kısmen çekilmiş kredi cari hesaplarının limiti ile bakiyesi arasındaki fark (limit bakiyeleri) ve diğer bankalar nezdinde bulunan mevduat hesapları birinci derecede likidite (disponibilite) kavramı içine girerse de uygulamada, krizli anlarda diğer bankaların da likidite darlığına düştükleri ve kendi üzerlerine çekilen çeklere karşılık olarak bu bankaların diğer bankalar üzerine çektikleri çekleri verdikleri görülmüştür.
Bu nedenle güçlü bankalar dışındaki bankalardaki paraları bu gruba sokmamak gerekir.
Merkez Bankası’nca satın alınması taahhüt edilen devlet istikrar tahvilleri ve Merkez Bankası’ndaki mevduat karşılıkları da likiditesi çok yüksek varlıklardır.
Fakat kasadaki paraya kıyasla paraya çevrilmeleri, kısa da olsa bir zamana bağlıdır. Bankanın aktifindeki diğer kalemler likidite (paraya çevrilebilme) derecelerine göre sıralanır.
İlk örneği İngiltere’dedir. Bazı merkez bankalarında iki ayrı bölüm vardır. Emisyon bölümü ve bankacılık bölümü.
Emisyon bölümü, yalnız merkez bankacılığı kapsamına giren işlemleri kapsar. Bankacılık bölümünde ise mevduat ya da ticaret bankalarının da yaptıkları işlemlerden bir kısmı yapılır.
Bilançolarda ve haftalık hesap durumlarında bu iki bölümün faaliyeti ayrı tablolar halinde açıklar.