->
Kambist
Bankalarda, arbitraj operasyonlarını yürüten yetkililere eskiden kambist denilirdi. Günümüzde operatör denilmesi tercih edilir gibidir. Aslında, operatör ve kambist aynı şeydir.
Kambist’ler, mali merkezlerdeki kambiyo kurlarını bilgisayarlarla izlerler. Direkt veya çapraz kur farklarının %1/32 oranında net kâr marjı temin edebileceği durumları bile anında sezerler. Alım veya satım emrinin gerçekleştirilmesine dek geçecek zamanda zarara uğramamak için kambist, siparişini verirken alımlarda azami fiyat ve satışlarda asgari fiyat limitlerini bildirmeyi genellikle ihmal etmez.
Kambist’lik Türkiye’de Türk Parasını Koruma Kanunu yahut Kambiyo Kontrolü Rejimi’nin kurulması ile 1930’da faaliyeti durdurulmuş bir meslek idi.
İzafi Banka Hizmet Geliri
Banka ve benzeri kuruluşların mevduatlara ödedikleri faizler ile bu mevduatlardan verdikleri krediler karşılığında aldıkları faizler arasındaki farktır. İzafi banka hizmet geliri, endüstriler açısından “izafi banka hizmet masrafları”dır. Banka ve benzeri kuruluşların kendi öz kaynaklarından elde ettikleri faizler bu değerin içine girmektedir.
İştirakler
Sözlük anlamıyla ortaklık, ortak olma, ortaklaşma, paydaşlık demektir. İştirak deyince önce bankaların iştiraki akla gelir. Sanayileşme hareketinin gelişmesine paralel olarak önem kazanan konular arasındadır. Bankalar çok defa kaynaklarından bir kısmını iştiraklerine bağlarlar.
Bu bağlanan fonları, orta vadeli konjonktürde likidite durumunu zorlamayacak bir oranda tutarlar.
Yatırım ve ortaklık konusu büyük önem taşıdığından, bankaların bir iştirakler politikası olmalıdır. Bu politika, yatırım tröstlerinin ve holdinglerin politikalarından farklı olacaktır. Yatırım tröstleri, çeşitli kıymetlere sermayelerini serpiştirmek yoluyla zarar ihtimallerini azaltmaya çalışırlar.
Sermayelerini birçok plasman konularına serpiştiren yatırım tröstlerinin ilgili bulundukları firmalardaki hisseleri, genellikle yönetim kurullarına katılamayacak kadar yetersizdir. Bankalar ise, az sayıda firmaya sermaye bağlamayı tercih ederler ve aynı zamanda idareyi denetleyecek ve etkileyecek kuvvette olurlar.
Holdinglere gelince, bunlar birbiriyle ilgili firmaların denetimini ellerine geçirmeyi amaçlayan ve faaliyetlerini koordine eden kuruluşlardır. Bu nedenle holdingin sermaye yatırdığı firmalarla bağları köklü ve süreklidir.
Bankaların kendi iştiraklerine bağlantısı holdinglere göre esnek ve daha istikrarsızdır. Bankalar, menfaat gördükleri vakit, iştiraklerine ait hisse senetlerini elden çıkarmakta tereddüt etmezler. Bankaların prensibi, bir hisse senedi en yüksek değerini bulunca satmaktır.
Bankalar genelde sanayie iştiraki amaçlarına daha uygun bulurlar. Bilindiği üzere, sanayicilik, para ticaretinden farklı elemanlara gerek gösteren önemli bir meslek dalıdır. Bu bakımdan bankalar, kurulmuş ve kurulacak firmalara iştirak ederken:
• Firmanın kuruluş ve idaresini yürütecek ehliyetli ve tecrübeli bir müteşebbis olup olmadığını,
• Yatırımın içinde bulunulan dönemde ve gelecekte kârlılık gösterip göstermeyeceğini,
• Devletçe izlenen yatırım politikasına ne kadar uyabileceğini inceler ve ona göre iştirak kararını verir.